Eski Hükûmet Erkanının Firarı - Şiddetli Tedabir ve Takibat


Eski Hükûmet Erkanının Firarı - Şiddetli Tedabir ve Takibat

Talat Paşa Firariler Meyanında, Firarın Saikleri, Halkı Ezenler Halkın Gazabından Korkuyorlar, Hâlâ Kusurlarını Mûterif Değil, Üç Firarinin Sadrazam Paşa'ya Mektupları- Enver Paşa Sırası Gelince Eskisi Gibi Memlekete "Hidmet" Maksadıyla Avdet Edeceğini Vadediyor - Eski Başkumandan Vekili Kadın Elbisesinde - Hükûmetin Şiddetli Takibatı - Takibe Gönderilen Torpidolara Vasi Salâhiyet- Firarilerin Bir İki Güne Kadar Ele Geçirilmesi Memul. 

Künye: Vakit, No. 372, 30 Muharrem 1337/5 Teşrinisani 1334/5 Kasım 1918, s.1.


[Sağdan sola: Bahriye Nazır-ı sabık Cemal Paşa, Sadr-ı sabık Talat Paşa, İttihat ve Terakki murahhas-ı mesul Dr. Bahaeddin Şakir, Harbiye Nazır-ı sabıkı Enver Paşa]

On küsur sene evvel Temmuz İnkılâbı koptuğu zaman, bütün memleketin nazar-ı dikkatini işgal eden en birinci mesele, eski ahvalden mesul olanların tevkifi ve tecziyesi idi. Bunlar meyanında bulunan İzzet Paşa, Ahmed Ratıb Paşa gibi adamların kaçıp gitmeleri, gazeteleri ve efkâr-ı umumiyeyi son derecede tehyiç ediyordu. Bir taraftan firariler şiddetle tel'in olunuyor, diğer taraftan da yeni devrin kahramanları göklere çıkarılıyordu. O zamanlar kimin hatırına gelirdi ki kahraman-ı hürriyet Enver, Talat ve Cemal Beyler günün birinde istibdat töhmeti altında kalacaklar ve bir vakit İzzet Paşaların, Ratıb Paşaların yaptığı gibi memleketlerinden firara lüzum göreceklerdi!

Firardan Evvel

Tahkikatımıza göre Enver ve Cemal Paşalar, İstanbul’dan çekilip gitmeyi on beş yirmi günden beri düşünüyorlardı. Bu maksatla defalarca Saray-ı Hümâyun’a ve gerek kabineye müracaat ederek Avrupa’ya azimetleri için türlü türlü sebepler göstermişlerdir. Her defasında burada kalmaları daha münasip olacağı açık bir lisanla kendilerine tefhim edilmiştir. Saffet-i askeriyelerine gelince, her iki nazır memuriyet başından çekilmezden evvel kendi kendilerine uzunca bir mezuniyet vermişlerdi. Talat Paşa’ya gelince, hiçbir tarafa bu tarzda müracaatlarda bulunmadıktan başka, hiçbir yere gitmeyeceğini ve hareketinin hesabını alnı açık olarak vereceğini arkadaşlarına tekrar etmekte idi. Anlaşıldığına göre evvela diğer ikisi firar kararını vermişler ve Talat Paşa’yı ancak son günde fikirlerine teşrik etmişlerdir.

[Firarilerin nakle vasıta olduğu söylenen sefaret-i maiyyetine memur (Loreley) vapuru]

Firarın Esbabı

Bu kadar mezalim yapan ve keyfî ve cahilane icraat neticesinde memleketi bugünkü hâle koyan adamların bugün, bataklık üzerindeki perde kalktıktan sonra, yaptıklarından utanmaları ve kabahatlerini anlamaları lazım gelirdi. Hâlbuki, mevsuk surette haber aldığımıza göre, dört sene haricen ve dahilen yanlış bir istikamete sevk edilmesine sebep olan inat ve cehalet o kadar büyüktür ki üç firari, kaçtıkları sıralarda bile kusurlarını müterif bulunamıyorlardı. Gerek arkadaşlarına söyledikleri sözlere ve gerek firardan evvel yazdıkları hususi mektuplara nazaran her üçü “memlekete nafi hizmetler ettiklerine” kail bulunmakta, yalnız avam tabakasının hissiyata kapılmasından korktukları cihetle muvakkat bir zaman için kıymetlerinin belki de takdir edileceğine ihtimal vermekte idiler. Cemal Paşa’nın hususi bir mektupta avamın çarıkları altında ezilmek diye tavsif ettiği tehlikeden mütevellit korkuya diğer bir endişe de inzimam etmekte idi ki o da Ermeni meselesinden dolayı hem dahili hem de harici tazyik neticesinde hesap vermeye davet olunmaları idi. Eğer üç firari, tarz-ı idarelerinin lekesiz olduğundan emin iseler bu gibi endişelere düşmelerine hiçbir mahal yoktur. Kendilerine kanun haricinde, tecavüzkârane bir surette muamele edilmesi ihtimal haricinde bir şeydi.

Eğer milletin böyle bir heyecana kapılması lazım gelse idi, tecavüzat tebdil-i hükûmeti takip eden galeyan günlerinde vuku bulacaktı. Hâlbuki bugün artık ilk taşkın galeyan geçmiş ve efkâr-ı umumiye ancak kabahatlilerin kanun dairesinde cezalarını görmesini talep etmeye başlamıştır. Zaten firariler, tecavüz tehlikesinden korkarak defalarca hükûmete başvurmuşlar ve hükûmetçe böyle bir tehlikenin mevcut olmadığı ve şahıslarının muhafazası için icap eden tedabir-i ihtiyatiyeye tevessül edildiği temin olunmuştu. Kendileri de bu teminata inanmış görünmüşlerdir. Kabine ile üç firari arasında adeta bir mukavele-i zımniye vardı. Firariler, hükûmetin şahıslarının halkın tecavüzünden muhafaza edileceği hakkındaki teminatına mukabil, mahkeme huzurunda hareketlerinin hesabını vermeye ve kanun dairesinde muamele görmeye rıza göstermişlerdi. Buna rağmen firar etmeleri, kendi nüfuz ve tahakkümleri altında bulunmayan bir heyet-i hâkimenin vatana olan “hizmetlerini” layıkıyla takdir etmeyeceğine ihtimal vermelerinden münbais olsa gerektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emir Faysal'ın Filistin Meselesi Hakkındaki Fikri/Karesi Mebusu Ali Galip Efendi'nin Tevkifi

Yıldız Demiriz, Sıradan Bir Aile: Abdülhamit Döneminden Günümüze Sıradan Bir Ailenin Öyküsü.

Enver Behnan Şapolyo - Ergenekon