Künye: Enver Behnan Şapolyo, Ergenekon, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi Yay., İstanbul 1954.
Enver Behnan Şapolyo, Türk milliyetçiliğinin unutulmaya yüz tutmuş simalarından biridir. Hem fikri âlemde, hem de silahlı mücadele içinde Türk milleti için çalışmıştır. Mim Mim Teşkilâtı vasıtasıyla İnebolu'ya geçtiğinde duygularını şu sözlerle ifade eder: " Milletim için çalıştıkça maddi ve manevi varlıklara kavuşacağıma inanmıştım. Artık hürriyet kapısından girmiş bir Kuvay-i Milliyeci olmuştum. Her türlü vazifeye amade idim. Cepheye gönderirlerse derhal gidecektim. Anadolu’ya kaçanlar yaşamak için değil yaşatmak için geliyordu." Enver Behnan’ın “Şapolyo” soyadını tercih etmesinin nedeni, bu kelimenin Göktürk hakanlarından İşbara Kağan’ın Çin kaynaklarında “Sha-polo” şeklinde geçen adından türetilmiş olmasıdır. Ömrünün sonuna kadar Türk milletinin tarihini, sanatını, estetiğini ve destanlarını gelecek nesillere anlatmayı kutsal bir vazife olarak görmüştür. Bu vazifesinin yanında üretkenliğini de her daim muhafaza etmiştir. Mezkûr eserlerden birisi de "Ergenekon"dur.

Şapolyo, Ergenekon adlı eserinde Türk destanlarını, kendi bakış açısıyla ve özgün tasvirleriyle anlatmıştır. Kitabın muhteviyatında "Ergenekon, Komlançu, Asena, Ayzit, Alper Tunga, Şuhan, Güzellik Tanrıçası İştar ve Basat" olmak üzere sekiz destan yer almaktadır.. Bu destanlar arasından en dikkat çekeni Güzellik Tanrıçası İştar'dır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde inkişaf edilen Türk devrimi, kendi millî bilincini ve tarih anlayışını inşa etmeye yönelmiştir. Bu dönemde Türk milletinin geçmişi, bazı etnografik bulgularla desteklenmeye çalışılarak Anadolu kavimlerine dayandırılmak istenmiştir. Konumuz dahilinde olmadığı için bahsedilen meselenin tafsilatını ele almayacağız. Yeni kurulan Türk Devleti'nin kültürel ve tarihsel telakkisi, muhalif çevrelerin yanı sıra aydınlar tarafından muhtelif yollarla ele alınmıştır. Güzellik Tanrıçası İştar destanında ölümsüzlüğü arayan Gılgamış'ın hikâyesine yer verilmiştir. Fakat Gılgamış kimdir? Gılgamış'ın doğduğu kavmi nereden gelmiştir ve kim tarafından yaratılmışlardır? Destan bu sorulara şöyle cevap vermiştir: "Tanrılar Tanrısı Apsu, yeni şehirler, kendi adına tapınaklar kurmak istedi. Mezopotamya'nın güneyinde Sinear bölgesinde Uruk şehrini kurdu. Tanrı buyruğu ile Orta Asya'dan birçok Türk boyları, Bozkurt'un yol göstericiliğiyle Uruk'a yerleştiler. Bu Türk burada Sümer adıyla Tanrı Apsu tarafından adlandırıldılar. Bunların başına Enmekar adında birisi Hakan seçildi. Türkler Sinear'da mutlu yaşıyorlardı." Tanrılar Tanrısı Apsu, Sinear'da Uruk şehrini kurmuştur. Bu şehre de Türk boylarını yerleştirmiştir. Hikâyenin devamı ölümsüzlüğü arayan (Türk) Gılgamış'ın maceralarıdır. Buradan, Sümerler ile Türkler aynı kökenden geldiği neticesi hasıl olmaktadır. Belirtmeliyiz ki Sümerlerin kökeni tartışması hâlâ devam etmektedir. 1954 yılında yazılmış olan Ergenekon kitabının bu fikri müdafaa etmesinin nedeni, Atatürk dönemi fikrî atmosferinin tesiri olduğu şüphesizdir.
Kitabın içeriğindeki çizimler oldukça hoş ve ilgi çekicidir. Günümüzde okumaya pek meraklı olmayan gençliğimizin dikkatini çizimlerin çekeceğini düşünerek aşağıya birkaçını ekleyeceğim. Eser, yetişkinler için hoş birbir tat bırakacaktır ancak her ne kadar doğrudan çocuklara yönelik kaleme alınmamış olsa da dili ve tasvirleri sayesinde çocukların da severek okuyacağı ve millî hisleri rahatlıkla kavrayabileceği niteliğe sahiptir.
"Ergenekon'dan Çıkış", s.13.
"Buğutekin ve biraderleri", s.21.
"Asena adlı dişi Kurt", s.25.
"Güzellik Tanrıçası Ayzit", s.35
Yorumlar
Yorum Gönder