Kenan Özbel, Anadolu'da Kadın Kılıkları/El Sanatları V

    Eserin en önemli özelliği, saray çevresinden ziyade Türk halkının giyim kuşamını tanıtmasıdır. Bu konuda neşredilmiş eserlerin sayısı oldukça sınırlı olup mevcut olanlar büyük kıymet taşımaktadır. Bir milletin giyim kuşamı, o milletin gelenek ve göreneklerini de yansıtmaktadır. Örneğin, bekar bir genç kızın başına taktığı örtü ile evli bir kadının başına taktığı örtü farklılaşabiliyordu. Başlıkların giyilişlerinde sağa, sola eğmek yahut dik kullanmak suretiyle başta aldığı muhtelif şekillerin anlamları kendilerine has anlamları bulunmaktadır. Bazı bölgelerde başlıklarda süs olarak kullanılan altın miktarı evlilik senelerini göstermekteydi. Öyle ki başlıkların şekilleri nişanlı, gelin kız, dul, evlenmek isteyen veya istemeyen dul bir dul olduğu anlaşılabilmekteydi. Hazır başlıklar tas, tepelik, fes, arakçin (rakçin adıyla maruf), taç, tuzak ve hotoz gibi adlarla anılmaktadır. Başlıklar arasında en zengini gelin başlıkları'dır. Mezkûr başlıkların giyilmeleri özel günlere mahsustur. Beden kısmındaysa Türk kadınları arasında entari başlıca tercihtir. Entariler de Peşli ve Peşsiz olarak iki tipe ayrılmaktadır. Peşli entariler, ayakların görünmesine elverişli bir uzunluktadır. Bazıları ise bir buçuk boya yakındır. Kumaşları sevai, hatai, altıparmak'tır. Peşli entarinin kol kısmında mahreme (çeşitli renkte kalın ipekli kaytanlarla yapılmış bir nevi el örgüsü) süslemeleri vardır. Peşsiz entari de ise peşli entariye göre sadelik ön planda tutulmuştur. Yalnızca baştan ayağa kadar ön ve arka taraflarında işlemelere yer verilmiştir. Bu elbise başlangıçta gelin elbisesi olarak kullanılmışsa da daha sonra alelade günlerde de kullanılmıştır. Peşsiz entariler, Anadolu'nun bütün bölgelerinde tesadüf edilir ve halk nazarında daha çok Bindallı adıyla anılmaktadır. Şalvar ve Cepken'in dışında Telli hâre - Pullu hâre adıyla maruf bir giyim tarzı daha ortaya çıkmıştır. Kısaca "Takım halinde üçüncü bir tip elbise de eteklik ile bulûz'dan veya bulûz ve şalvar'dan ibaret iki parçadır. Telli hâre, pullu hâre adı verilen bu elbiseler çoğunlukla ince kumaşlardan yapılır. Kumaşlar umumiyetle desenli olur. Düz olanların çoğunda ayrıca muhtelif el işlemeleri işlenmiştir. Gerek etekliklerin ve gerek şalvarların mahdut tiplerine rağmen bulûzların ceşitleri çoktur. Bunlardan bir kısmı memleketimiz çarşılarında hazırlandıkları gibi ayrıca Avrupa'dan hazır olarak getirtilmiş olanlar da vardır. Avrupa'dan getirtilmiş olanlar kısmen milli giyime benzetilmiye çalışılmış Fransız modasına ait örneklerdir. Bu elbiseler coğunlukla şehirlerde giyilmiştir. Köylerde tesadüf edilmez." şeklinde tanımlanmıştır. Halkın kullandığı gerdan, göğüs ve bel süsleri inci, top altın ve broş gibi malzemelerle bezenmekteydi. İncilerin büyükleri tek sıra, küçükleri birçok dizilerin bir araya getirilmesi ile meydana gelirdi. Bu adete külçe denmektedir. Sokağa çıkıldığında tercih edilen kıyafetler ferace, car, çarşaf, yeldirme ve maşlahtır. Yeldirme, feracelerin sadeleştirilmiş şeklidir. Yeldirme modasının ilk defa görüldüğü yer İstanbul'dur. Maşlah örtünmesi genellikle Araplara meskûn bölgelerde kullanılmıştır.
    Kenan Özbel, Anadolu’da kullanılan giyim kuşamı tanıttıktan sonra Kütahya özelinde kadın kılıklarını izah etmiştir. Bu izahı, Kütahya’daki giyim kuşamını görsellerle desteklemiştir. Bunlardan bazıları: 















Künye: Kenan ÖZBEL, El Sanatları V: Anadolu'da Kadın Kılıkları, CHP Halkevleri Bürosu, Ankara 1946. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emir Faysal'ın Filistin Meselesi Hakkındaki Fikri/Karesi Mebusu Ali Galip Efendi'nin Tevkifi

Yıldız Demiriz, Sıradan Bir Aile: Abdülhamit Döneminden Günümüze Sıradan Bir Ailenin Öyküsü.

Enver Behnan Şapolyo - Ergenekon