Ölümü Arayan Şair: Ziya Osman Saba - Cümlemiz (Bütün Şiirleri)
Ziya Osman Saba, şiirlerinde çocukluk ve geçmiş özlemi, aile ve ölüm temalarını sıklıkla kullanmıştır. Saba'ya göre ölüm, yaşamın nihayete erdiği bir mesken değil — yeni bir dünyaya açılan bir kapıdır.
En güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz
Ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz.
Bu mısralarda görüldüğü üzere şair, ölümü bir son değil, şükredilecek bir olgu gibi zikretmektedir. Şunu da belirtmeliyiz ki Ziya Osman Saba, ölümü büyük bir ustalıkla şiirlerinde işlemektedir. Şairin bu ustalığının temelinde, ölüm gerçeğinin sevdiklerine de uğramış olmasıdır. Kuyular başlıklı şiirinde şöyle demektedir:
Artık bütün insanlar bana yabancı, ırak,
Ölüleri kendime ne yakın duyuyorum!
Onlar beni anıyor: oğlum! Kardeşim, yavrum.
Onların seslerini emmiş susuyor toprak.
Bu geniş sessizliğin içinde çıldırarak,
Bir geniş mezarlığı her gece bekliyorum.
Ben, ben ölmüşlerimi kaldırmak istiyorum
En derin kuyuların içine haykırarak.
Ölüm demişken şair, ölenin ardında bıraktığı mirası ve varlığın yok oluşunu etkileyici bir şekilde tasvir etmiştir:
Ölüler! Geçtiğim sokaklardan geçmiş,
Oturduğum evde oturmuşsunuz,
İçtiğim bardaktan kaç kere içmiş,
Aydınlıkta dikiş dikmiş, kitap okumuşsunuz.
Ufak tefeğiniz, yeriniz yurdunuz,
Ayak sesiniz, el iziniz, göz nurunuz.
Yattığım şilteye sinmiş kokunuz.
Duvarda, resimlerde, yaşanmış hayatınız,
Elbiseler içindeki vücudunuz.
Yine şarkısı kuşun, her günkü sesleri yolun,
Etrafın cıvıltısı: azat vakti okulun.
Ama dört bir yanda, sükutunuz.
Ziya Osman Saba kabına sığmayan bir kişiliğe haizdir. Sekiz yaşındayken annesi Tevhide Hanım'ı kaybetmiştir. Bu kayıp Osman Saba'yı çok etkilemiştir. Şairin etkilendiği diğer olaylarla birlikte geçmişe özlem ve mutlu aile tablosu şiirlerine hâkim olmuştur.
Resimler görülür eski albümlerde,
Gelip geçmiş, bütün bir aile,
Kardeş kardeş insanlar, diz dize, el ele.
Gülümser ölüler, duvarda, bir çerçevede,
Sevinçle, ümitle...
Mezar içerlerinden mi bizlere bu bakış?
Kordonlu zabitler kılıçlarına dayanmış,
Çocuklar, ellerinde ekseriya bir çember, Daha koşmak isterken öylece kalakalmış ...
Eski resimler değil, eski günler,
Gelip geçmiş, bütün bir aile,
Kardeş kardeş insanlar, diz dize, el ele.
Gülümser ölüler, duvarda, bir çerçevede,
Sevinçle, ümitle...
Mezar içerlerinden mi bizlere bu bakış?
Kordonlu zabitler kılıçlarına dayanmış,
Çocuklar, ellerinde ekseriya bir çember, Daha koşmak isterken öylece kalakalmış ...
Eski resimler değil, eski günler,
Geçmiş bayramlar, düğünler.
Annem, babamın kolunda,
Güneşli bir bahçe yolunda.
Toplamış uçlarını eteklerinin,
Gözlerinden belli, daha yeni gelin.
Başka bir sahife çevir,
Annem, babamın kolunda,
Güneşli bir bahçe yolunda.
Toplamış uçlarını eteklerinin,
Gözlerinden belli, daha yeni gelin.
Başka bir sahife çevir,
Gelir o günler benim de doğduğum,
Çocukları: çocukluğum.
Çocukları: çocukluğum.
Ziya Osman Saba, şiirlerinde gerçekliği sade bir dilde yansıtmaya çalışmıştır. Çağdaşlarına kıyasla içeriğini biçim, anlam ve sadelik bakımından muhafaza etmeyi başarmıştır. Saba'nın dünyası kendine has özelliklere sahiptir. İnsanın hatırlamak istemediği gerçeklerle okurunu yüzleştirir. Evet, "her canlı ölümü tadacaktır" ama ölümü her canlı hissedebilecek mi? Kimimiz anı koleksiyoncusu, kimimiz anı yaşayan, kimimiz ise mesut olduğu anları tekrar tekrar yaşamayı arzular. İşte, Saba'nın geçmişi yad ettiği şiirlerinde okur da kendi anılarını hatırlar, geçmişe ufak bir seyahate çıkar. Bizim için hatasıyla savabıyla Ziya Osman Saba'nın şiir dünyası âdem gibidir.
Künye: Ziya Osman Saba, Cümlemiz (Bütün Şiirleri), (Yayına Haz. Mustafa Çevikdoğan) Can Yay., İstanbul 2014.

Yorumlar
Yorum Gönder