Niyazi Bey Dağa Çıkmış!

 Künye: Alemdar, No:19/126, Şuûn-ı Rûz-Merre: Niyazi Bey Dağa Çıkmış!, 17 Ramazan 1330/17 Ağustos 1328/30 Ağustos 1912, s. 2.



Şuûn-ı Rûz-Merre
Niyazi Bey Dağa Çıkmış!

Geçen gün yine bu sütunlarda Niyazi Bey'in dağa çıkması hadisesini tafsilen yazmış idik. Bu sefer Manastır şehrinden avdet eden bir zat ile görüştük.

Mülakatı aynen derç ediyoruz:

— Niyazi Bey'in ilân-ı hürriyet'ten sonra iddihar eylediği servet-i cesime hakkında birçok rivayetler devran ediyor. Bu babda lütfen tafsilat verir misiniz?

— Niyazi Bey vaktiyle gayet fakir bir adamdı. Pederi fakir bir çömlekçi idi. Kulübe gibi ufak ve harap bir evde oturuyorlardı. İlân-ı hürriyet'ten sonra öyle bir saray yaptırdı ki buna saray kelimesi bile az gelir. Size bir fikir verebilmek için şu kadar söyleyeyim: Bu, derebeylik zamanındaki şatolara benzer; yedi sekiz bin liraya da çıkmaz. Bundan maada gasbı suretiyle alınan birçok tarlalar da vardır.

— Bunları ne suretle gasb ediyor?

— Gayet kolay bir surette. Mesela tarla sahibine gidiyor, “Doğrudan doğruya tarlayı bana ver.” diyor. Tabii o adam reddediyor; bunun üzerine kolundan tutup atıyor.

— Bu hâl nefret-i umumiyeyi celp etmiyor mu?

— Tabii değil mi? Bugün Niyazi Bey'in Resne'de zerre kadar ehemmiyeti kalmamıştır. Yalnız oranın hükûmeti bu Resne derebeyliğini iltizam eder.

— Şimdiki hâlde servetinin miktarı hakkında takriben bir malumat verebilir misiniz?

— Vasıta olarak Niyazi Bey bugün on beş, yirmi bin liralık bir adamdır. Size garip bir şey daha söyleyelim: Niyazi Bey, “Ben Trablus'a gidiyorum.” dedi. Bütün ahali, “Kahraman gidiyor!” teranesiyle yollara döküldü, bando mızıkalarla teşyi' ettiler. Fakat kahraman-ı hürriyet, Trablus'a gitmek şöyle dursun, İstanbul'a gelerek bazı menabiden de oldukça para aldı.

— Dağa çıkması nasıl oldu?

Bugün Resne'de bulunan On Yedinci Nişancı Taburu zabitanına haber gönderdi. Bazılarına da tezkere yazdı. Zabitan cevab-ı red verdiler. Ertesi gün çarşının orta yerine çıktı, ahaliyi başına toplayarak hükûmet-i hazıra aleyhinde tefevvühatta bulunduktan sonra şu veçhle idare-i kelâm etti:

«Karyenizi düşman kucağına bırakmamak istiyorsanız benim ile dağa gelirsiniz; yok bunu istemezseniz burada kalırsınız.»

Bu heyecan-âver sözlere karşı ahali ne suretle mukabele etti, bilir misiniz?

— Birçok ağızlardan gürültülü bir “Ah, selamet versin!” cümlesi kahraman-ı hürriyetin sözünü telhis etti. Niyazi Bey bu inhizam-ı maneviyeye üzerine:

“İşte ben yalnız başıma dağa çıkıyorum!” feryadıyla elini kolunu sallaya sallaya gitti.

Evet, artık Niyazi Bey dağa çıkmış idi! Fakat ertesi günü bütün Resne ahalisi Niyazi Bey'i kemal-i hayretle, yaptırdığı ebniyelerin ustaları başında onlara nezaret eder bir hâlde gördüler!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emir Faysal'ın Filistin Meselesi Hakkındaki Fikri/Karesi Mebusu Ali Galip Efendi'nin Tevkifi

Yıldız Demiriz, Sıradan Bir Aile: Abdülhamit Döneminden Günümüze Sıradan Bir Ailenin Öyküsü.

Enver Behnan Şapolyo - Ergenekon